Seçtiklerimiz seçmediklerimizin alternatif maliyetidir....

5/11/2009 - Sevdiğim

 
 

Ay bile uyudu, bir ben uyanık... 
Parmak ucumda hala gözyaşın... 
Ben seni bir defa sevdim ya artık, 
En kutsal emanet her ağlayışın.... 

Yıldızlar küsmüşler, her yer karanlık, 
Tanığıyım Tanrıya her yakarışın... 
Gönlümü sana verdim ya artık, 
son günü toprakta biter bu aşkın.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - Anka Kuşu

Kategori: Siir Gibi
Kül oldum baştan doğdum... 
Feda ettim kendimi binlerce... 
Geçmişimi bile verdim... 
Hiç yıkılmamış gibi yıkılıp, 
Hiç kırılmamış gibi kırıldım... 
Hiç yaşamamış gibi yaşayıp, 
İlk nefeste gibi kaldım... 
Hayat böyle güzel geldi... 
Acılarıyla sevdim dünyayı... 
Kendimi kanatarak tanıdım ben dünyayı... 
Aşk şiiri değil bu... 
Hayatın kendisi sevda oldu bana... 
Öyle yakarak, 
Öyle yıkarak... 
Bazen sevdasından vazgeçer ya insan, 
istemeyerek de olsa.. 
Ben de vazgeçtim bazen yaşamaktan... 
Kimi zaman da sımsıkı tutundum, 
tırnaklarımın izi geçti gökyüzüne... 
En mutlu anımda ağlayıp, 
En kötü günümde gülmeyi becerdim... 
Yazdıklarımı okuyanlar hep ölüme yollu sandı beni... 
Oysa bıkmadım yaşamaktan... 
Sadece ölümü de sevdim, 
Cümlenin sonundaki nokta nasıl dahilse cümleye, 
Ölümde yaşamıma ait çünkü... 
Hüznün şiiri değil bu, 
Belki biraz yaşama tutkusu... 
Yaşananlara ve yaşanmayanlara inat 
kalabilmenin türküsü... 
Kül oldum baştan doğdum.. 
Feda ettim kendimi binlerce, 
ve binlercesi için de gücüm var hala... 
Geçmişimi verdim belki ama, 
Geleceğim hala burada... 
Kül oldum baştan doğuyorum, 
Doğum sancıları bunlar.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - Sevdiğim

Kategori: Siir Gibi
Ay bile uyudu, bir ben uyanık... 
Parmak ucumda hala gözyaşın... 
Ben seni bir defa sevdim ya artık, 
En kutsal emanet her ağlayışın.... 

Yıldızlar küsmüşler, her yer karanlık, 
Tanığıyım Tanrıya her yakarışın... 
Gönlümü sana verdim ya artık, 
Son günü toprakta biter bu aşkın...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - LEYLA ZANA VE ANA DİLİ!!!!

Kategori: Ordan burdan
Sizlere bu sitede Leyla Zana’nın kim olduğunu anlatmama gerek yok aslında ama hemen küçük bir hatırlatma yapayım. Bu arkadaş bir dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği yapmış ve yaptığı ‘yaramazlıklar’ sonucunda cezaevini boylamıştı.  hala utanmadan, sıkılmadan eski milletvekili sıfatını taşımayı kendisine layık gören bu arkadaş geçtiğimiz hafta bir panele katılmış. 
 
Paneli düzenleyen KÜRDİ-DER denilen bir dernek. Açılımıysa Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği. Panelin adı dil ve siyaset, konusu ise Kürtçe’nin günlük yaşamda kullanılması. 
 
Zana hanımefendi yine bir sürü inci döktürmüş, sayın(!) Öcalan’dan alıntılar yapmış. Sözün özü “cezaevinde öğrendim” dediği Kürtçeyi tüm gençlerin severek ve isteyerek kullanması için elinden geleni yapacakmış mış mış mış…. 
 
Buraya kadar haberi okudum ve bir şey dikkatimi celbetti. Kürtçe gırtlağa sahip olduğunu iddia eden, Kürtçe düşündüğünü söyleyen Zana hanımefendi aynı Kürtçeyi cezaevinde öğrendiğini de iddia ediyor. 
 
Demek ki düşünceleri o yüzden bu kadar saçma sapan ve tutarsız. Zira bilirsiniz bir dilde düşünebilmek için çocukluktan itibaren o dili kullanmak gerekiyor ve insanlar rüyalarını bile çocukken öğrendiği dilde görüyor. 
 
Ne diyelim Allah akıl fikir versin… 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - Ocak 2009 kar yağışı

Dışarıda kar yağıyor. Kendimi evde zor tutuyorum. İçimde bir ses dışarı çıkmamı, karların üstünde donana kadar yuvarlanmamı söylüyor. İçimdeki sesi zor bela bastırıyorum. Rüşvet olarak da ara ara balkonuma çıkıyorum. Gökyüzüne baktığımda içimden ağlamak geliyor. Ağladım da zaten. Kar taneciklerinin suratımda yarattığı geçici felce rağmen ağlayabildim. Vücut ısımla erimelerinin verdiği tuhaf ürperti her yanımı sardı. Yüzüm de gözlerimle birlikte ağladı. Buz gibi havayı içime çektim. Çok uzun süredir ilk defa aldığım nefesten mutluluk duydum ve iyi ki buradayım dedim. Sanırım vücudum zamansız bir serotonin krizine girdi. 

Aslında bunun böyle olacağı belliydi. Kendimi bildim bileli ne zaman biri ‘kar yağıyor’ dese hayatımda ilk defa görüyormuşum gibi bakarım pencereden dışarı. Sokaktaysam eninde sonunda sıcak bir yere kafamı sokacak olmamın verdiği güvenle karşılarım beyaz misafirleri. Evdeysem dışarı çıkmanın ve morarana kadar karın içinde kalmanın hayaliyle harmanlanırım. Ne zaman kar yağsa şu anda olduğu gibi bencil bir huzur kaplar içimi. Gidecek sıcak yerleri olmayanlar için üzülmeyi marifet sayar ama yine de mutlu olurum kar yağdığı için. 
 
Dışarıda kar yağıyor. Birazdan tekrar balkonuma çıkıp yüzümü gökyüzüne çevireceğim. Kar taneleri suratımda eriyip akarken göz yaşlarımda onlarla beraber akacak. Buz gibi havayı ciğerlerime çekerken her zaman ki cümle dökülecek ağzımdan, Ankara kendine en yakışan kıyafeti giyiyor…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayata dair herşey....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım